Ontoloji: Olayların Arkasında Kim Var?
Bu hafta gündemde varlık felsefesi vardı. Bilgi felsefesi ile ilişkisi içinde konuştuk. Yol TV’deki programda bazı sorular sorarak başladık sunuma. Var olanlar, neden var oldu? Bu dünya neden meydana geldi? Bu dünyanın ham maddesi nedir? İnsanlar, sosyal olaylardaki neden-sonuç ilişkisini görerek benzerini varlık dünyasına ve doğaya da sormuşlardır. Her sosyal olayın, arkasında bir neden varsa fiziksel ve düşünsel varlıkların da arkasında bir temel unsur olmalıdır.
Elma meyvesi elma ağacından oluyor. Elma ağacı topraktan ve sudan doğuyor. Peki su ve toprak neden meydana geliyor? Yine kendileri gibi başka bir varlıktan mı yoksa Tanrı’dan veya bir tözden mi geliyor? Dünya olayları için de benzer sorular sorulabilir. Savaşlar kendiliğinden mi oluyor? Arkasında Tramp, Putin, Şara gibi şahıslar mı var? Eğer öyleyse bunların arkasında kim var? Diyelim ki devlet yöneticilerinin arkasında sermaye var, peki sermayenin hammaddesi nedir? Görüldüğü gibi ontolojinin soruları muhteliftir?
İki Temel Felsefe Disiplini
Programda ontolojinin, varlık felsefesi ile epistemolojinin de bilgi felsefesiyle anlamdaş olduğu anımsatıldı. Ontoloji, felsefenin temel disiplinlerinden birisidir. Diğeri de epistemolojidir. Ontoloji, varlığın varolup olmadığını, varsa niteliğini, varlığın varolma gerekçelerini, ortaya çıkma koşullarını, varlıklar arasındaki ilişkileri kavramsal planda açıklamaya çalışır. Epistemoloji ise varlık tarzlarına ilişkin açıklamalarda bulunur. Varlığın bilgisi var mıdır, bunu öğrenebilir miyiz? Varlığın bilgisi mümkünse bunu dile getirip ifade edebilir miyiz? Böylesi bir bilgi doğru bir bilgi midir? Bunun doğruluk kriterleri nelerdir? Akıl ile mi deney ile mi biliyoruz? Aslında bu sorun, konu ve açıklamalar felsefenin temel dinamiğini teşkil ediyor. Bu yüzden ontoloji ve epistemoloji felsefenin ana iki koludur diyoruz.
Diğer Disiplinlere Etkisi
Ontoloji ile epistemolojinin temel felsefe disiplinleri olması, diğer disiplinleri etkilemesi nedeniyle de dikkat çeker. Örneğin sanattan söz ediyorsak, sanat ontolojisine özel bir yer vermek zorunludur. Keza sanatın epistemolojik analizini yapmak ve sanat bilgisinden söz etmek gerekiyor. Hukuktan söz edildiğinde de hukuk ontolojisi ve hukuk epistemolojisinden söz etmek kaçınılmazdır. Tıp ontolojisi terimini de bunlara ekleyebiliriz. Aynı akıl yürütmeyi dil, sanat, insan, eğitim, bilim, tarih ve toplum için de söyleyebiliriz. Aşkın ontolojisi, şiirin ontolojisi, bilginin ontolojisi, savaşın, uygarlığın…
Ontoloji: Dünya Görüşü
Düşün ve sanat kişilerinin ontolojik ve epistemolojik anlayışları onların dünya görüşünü, bilim, siyaset, sanat ve edebiyat anlayışını da değiştirir, hatta belirler. Gerçekçi yazarlar, idealist sanatçılar, materyalist filozoflar… Nihilist bir ontolojik anlayış içinden söz söyleyecek siyasetçi, mevcut değerlerin geçersizliğini ileri sürdüğü gibi kendisi de bir değer önermeyecektir. İdealist bir ontolojiye sahip olan bir kişi veya çevre politik alanda bireyi, yöneticiyi yüceltir. Materyalist bir ontolojiye sahip olanlar determinist politikalara sahip olurlar. Tarihsel materyalist felsefeler ise politik alanın değişeceğine işaret eder ve toplumcu-gerçekçi siyasetler, felsefeler savunur.
Beş Varlık Anlayışı
Marksist kesimlerde bile felsefeyi basitçe idealizm ve materyalizm gibi ikiye ayırma alışkanlığı var. Konu bu açıdan da eleştiriye tabi tutuldu. Marksizmin, dolayısıyla tarihsel materyalizmin ayrı bir yerde durduğuna işaret edildi. Varlık ile varolan ilişkisini de açıklığa kavuşturmak gerekiyor. Varlık, var olanların ya da varlık tarzlarının temelinde olan şeydir diyebiliriz. İki türlü varlık görüşünden söz edilir. Nihilizm ve realizm. (1) İlki varlığın, varlığını reddeder.
Varlık yoktur görüşünü savunur yani. Gorgias böyledir mesela. Hakim varlık görüşüne göreyse varlık vardır. Bunlar içinde (2) ideadan hareket eden felsefelere idealizm, (3) nesnel olandan hareket edenlere ise materyalizm denilir. (4) İkisini (diyalektik) birlikte düşünen Herakleitos gibi filozoflar da var (ateş ve logos). Descartes gibi filozofları da ekleyebiliriz. Bunlara göre varlık değil varoluş var. (5) Soruna üretim ilişkileri açısından bakan felsefe ise tarihsel materyalizmdir. Felsefeyi idealizm ve materyalizm gibi göstermek çok naif bir görüş.
Marx ve Marksizm, varlığı maddi ve toplumsal ilişkiler içinde açıklar. Diyalektik ve materyalizm kavramı temel alınır. Diyalektik, materyalist ilkeye dayanır. Materyalizm de tarihselliği zorunlu kılar. Tarihsellik ise toplumsal anlamına gelir. Bu yüzden Marx ve Marksizmin diyalektik ve materyalizm yorumu, diğer yorumlardan yalnızca farklı değil onların tam tersidir.