Sanat, günümüzde formunu ve sınırlarını genişleten bir etkinlik olarak yaşamımızdaki yerini koruyor ve üstelik bunu sıklıkla artırmakta olduğu da görülmektedir. Yaşama etkisi bakımından düşünüldüğünde belki de kültürün diğer disiplinleri olan bilim, politika ve felsefeyi de öncelediği ileri sürülebilir. Sanatın, tarihi ve işlevi bakımından düşünüldüğünde, ayrıcalıklı bir yere sahip olduğu anlaşılmaktadır. Zira onun yalnızca modern sanattan […]
Kitap Buluşması ve Kutlama
Yeni kitap, Din Felsefesi (Belge Yayınları, 2021) bu hafta pek çok okur, dost, arkadaş ve kitap meraklısıyla buluşmamıza ve bir de kutlamaya imkan verdi. Aynı zamanda koronalı günlere karşı bir direnişin de sembolü anlamına gelmiş oldu. Yine de sosyal mesafe ve maske uygulamasına da özen göstermeye çalıştık. Din Felsefesi’ni şarapla, ziyafetle kutlamak ilginç bir fikir […]
Sanatın Devrimci Tarafına Yaslanmak
Erkan Oğur konusuna değinmek istiyorum. Röportajda solda olduğunu ve devrimci olduğunu vurgulamış. Bazen, insanın yaşamında hiç umulmadık anlarda geriye itelendiği olur. Bilinç devre dışı kalır. Bilinçaltı belirleyen bir krala dönüşür. Bunun biricik nedeni sınıflı toplumdur ve günümüzdeki karşılığı kapitalizmdir. Bu toplumsal form aklı öteler duyguyu öne çıkarır. İnsanı mesleğine yabancılaştırmakla da kalmaz, kendine ve çevresine […]
İki Yazar İki Eser / Mazlum Köse
Farklı Fikirler Kulübü’nün (FFK) bu haftaki konusu iki farklı yazarın eserlerini karşılaştırmaktı: Yaşar Kemal (İnce Memed), Muzaffer Oruçoğlu (Grizu). Ülkemiz edebiyatının en önemli iki yazarı ve eseri diye düşünüyorum. Konuya geçmeden Grubun serüvenini de anımsatayım. Bir yılını geçen hafta sazlı sözlü sohbetlerle kutladık. Merak edenler için gruba dair birkaç cümle daha gerekebilir. FFK, bundan […]
Uydurma, Uydurma Değildir!
(Metin Kayaoğlu, Öküz Altında Buzağı Aramaya Devam Ediyor) “Teori ve Politika” dergisinin Genel Yayın Yönetmeni de olan, entelektüel kesimlerin yakından tanıdığı Metin Kayaoğlu arkadaşımız, geçtiğimiz günlerde Muzaffer Oruçoğlu’nun siyasal ve estetik serüvenini eleştiri konusu yapan bir yazı/makale paylaştı. Makalesini yayın aşamasında bana da gönderdiğine göre bir değerlendirme ya da analiz yazısı yazmam beklenmiş olabilir. Kendisine […]
Münih’te 21 Saat
Perşembe günü Farklı Fikirler Kulübü’nün (FFK) yeni bir toplantısındaydım. Konu sinema sanatı ve özellikle de “Münih’te 21 Saat” adlı filmin değerlendirilmesiydi. Grupta meslekten sinemacılar olmayınca sunumu yapmak, filmi değerlendirmek de bana düştü. Sunumuma pek çok yönden itirazlar da geldi. Tartışma, bir ara kızışır gibi de oldu. Zaten sunumlar farklı fikirler eşliğinde olduğu için karşıtlıklar da […]
Özel Mülkiyet, Aile ve Kadın
Tarihi Materyalizm Açısından ÖZEL MÜLKİYET, AİLE VE KADIN Marksizmin eşitlikçilik anlayışını özetleyen bir ifade olarak ‘bir tek kişi bile özgür değilse insanlık özgür değildir’ argümanının altını çizmek gerekir. Burada Marksizmin özüne uygun olarak özgürlüğü eşitlik olarak anlamak daha doğrudur. Halihazırda yeryüzü üstünde değil bir kişi, insanlık büyük kitleler halinde özgürlükten yoksun bir biçimde yaşamaktadır. Başta […]
Felsefenin Ayrıcalığı
Düşünce Disiplinleri İçinde FELSEFENİN AYRICALIĞI Bu hafta (21 Temmuz 2020) Felsefenin Gözü, düşünce disiplinleri içerisinde felsefenin yerini saptamaya odaklandı. Her felsefe düşüncedir ama her düşünce felsefe olmayabilir dedik. Çünkü düşünce çeşitli formlarda ortaya çıkıyor: Bilim, felsefe, sanat ve politika. Programda felsefenin diğer disiplinlerle yakınlıklarını ve farklılıklarını konuşarak felsefenin ayrıcalığını vurgulamaya çalıştık. Yedi Bilgeler’in düşünüş tarzı […]
Sanatın Dilinden Dersim Katliamı
Olay ve olguları kavramak üzere bakış açıları, düşünüş biçimleri, dünya görüşleri tek yapılı değildir. Düşünüleni ifade etmekte merkezi bir rol oynayan dilin gücü de mutlaka anılması gereken bir durumdur. Nasıl ki bilimin dili, edebiyatın diliyle aynı şey değilse felsefeyle politikanın ya da estetiğin dili de birbirinden farklıdır. Bu anlama, 1937-1938 yıllarında Anadolu coğrafyasında eşine ender […]
Haklar Ve Özgürlükler Felsefesi
Marx’a göre her çağın egemen fikirleri o çağın egemen sınıflarının fikirleridir. Bunu hukuk alanına da uygulayabiliriz: Her çağın egemen hukuku o çağdaki egemen sınıflara aittir. Bu bağlamda iki soruya yanıt aramak uygun görünüyor. Birisi: Peki emekçi sınıfların ve ezilen halkların fikirleri olsun konumuz açısından ezilenlerin hukuku olsun, bunlar nerededir? İkinci soru: Ailenin, özel mülkiyetin, devletin, […]