Dün değerli arkadaşım Ali Çiftçi aradı. Dersim Tanıtım Günleri’ne gidelim önerisinde bulununca bir iki saat sonra kendimizi Yenikapı-İstanbul’da organize edilen etkinlikte bulduk. Metrodan inince, acemiliğimizden olsa gerek mekanı zor bela bulduk. Polis ve zabıtalarla ablukaya alındığı anlaşılan alana girince güzel bir moral bulduk. Tanıdık yüzlerle karşılaştıkça, dostluğu hissettikçe neşemiz de arttı. Remzi Aydın, Cemal Taş, […]
Ulus Devlet Felsefesi
Halk Katliamları Açısından ULUS DEVLET FELSEFESİ Ulus devlet denildiğinde modern dönem, çağdaş değerler, laik sistemler ve burjuva demokrasileri akla gelir. Keza anayasalı rejimler, yasalı topluluklar, yasalar karşısında eşitlik ilkesi, milli/ulusal eğitim de modern dönemi izler. Modern ulus devletler her ne kadar liberal teoriler ve sermaye sahipleri için olumlu değerler içerse de emekçi sınıflar, ezilen halklar, […]
Marx, Din ve Bedreddin
Filozoflar felsefeyi felsefeyle sürdürenler ve felsefeyi –teoriyi- pratiğe yükselterek sürdürenler olmak üzere iki kutba ayrılırlar. Felsefe tarihi, esas olarak tezi tezle, teoriyi teoriyle sürdürenlerin tarihi durumundadır. Yine de istisnaları da az değildir. Bu istisnalardan ikisinin Şeyh Bedreddin ve Karl Marx olduğunu söylemenin önemli bir tespit olduğunu düşünüyorum. Her iki filozofun da felsefeyi yalnızca pratiğe eşitlemekle […]
Vahşeti Estetize Etmenin Olanağı
Aralık ayı Türkiye ve Kürdistan tarihi bakımından vahşetler tarihi olarak bilinir. Maraş, hapishane ve Roboski katliamları birbirini izledi. Katliamlar ne ilkti ne de son oldu/buldu. Elbette bu siyasal hadiseler, sanat ve edebiyat dünyasında da yankısını bulmaktadır. Anılan olaylarla birlikte son on yıllardır Kürt kentlerinde yoğunlaşan katliamlar sanat, düşün ve felsefe dünyasının da gündemini belirliyor. Bu […]
Göçmenlik Ve Irkçılık Sorunu
Sanat Ve Edebiyat Bağlamında GÖÇMENLİK VE IRKÇILIK SORUNU Kimisini vatanından ayırdın Kimisinin gül benzini soldurdun Kimisini gelmez yere gönderdin Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm Karacaoğlan İnsanlığın en eski sorunlarının başında gelen göçmenlik meselesi son yüzyılda kendisini daha da belirgin hale getirmiştir. E. Said’in yaklaşımına göre 21. yüzyılın başlarındaki gelişmelere bakılacak olursa bu yüzyıl […]
Bütün Dinler Aynı mı?
Geçen hafta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul-Güngören Şube’nin düzenlediği bir etkinliğe davetliydim. Güzel bir geceydi. Dört saat sürdü. Kızılbaş/Alevi kültürünün tarihsel ve aktüel boyutları konuşuldu. Konuşmalara şarkılar, türküler eşlik etti. 400 kişilik salon neredeyse doluydu. Neşelendiren, duygulandıran, eğlendiren ve düşündüren yanları da vardı. Program, Başkan Kenan Yerlitaş’ın konuşmasıyla başladı. Menekşe Yeter ve Mazlum Köse […]
Postu Deldirtmeden Tüy!
Üç zarflı bir seçim hikayesi anlatmak istiyorum. Zamanın birinde bir ülke varmış. Bu ülkede padişahlık babadan oğullara geçmezmiş. Çünkü günün birinde ülke halkı “böyle şey olmaz, biz bizi yöneten padişahımızı kendimiz seçmek isteriz” deyip ayaklanmış. Sonra da ülkenin ileri gelenleri, sahipleri diyelim, bu baskı karşısında seçimli sisteme geçmişler. Gelin görün ki halk tarafından seçildikleri halde […]
Dünya Felsefe Günü
Sermayenin sıradanlaştırıp sömürmeyeceği hiç bir maddi ve düşünsel ürün/değer bulunmuyor. Felsefe de sermayenin sıradanlaştırıp metalaştırdığı ve giderek bir araç durumuna getirdiği etkinliklerden birisidir. Felsefenin içinde ya da yakınında olanların bileceği gibi 2003’ten beri Dünya Felsefe Günü kutlanıyor. Böyle günlerin UNESCO tarafından onaylandığını ve Felsefe Günü’nün de her yıl Kasım ayının üçüncü perşembesine denk düştüğünü anımsamak […]
Tarihte “Gerçekten” Neler Oldu?
Bana mı öyle geliyor yoksa gerçeklik mi öyledir, bilemiyorum. Son zamanlarda sosyal medyada Osmanlı resmi ideolojisine karşı Türk resmi ideolojisine merak artmış gibi görünüyor. Sayfama ekli en aklı başında sandığım kişi ve çevrelerden bile tekçi, ırkçı, faşist zihniyetlerden medet umanlar türemeye başladı. Paylaşılanları yanlış anlamıyorsam, iki sermaye grubu arasında eski olana ilgi artmış. Aristoteles mantığı […]
Devrimin Değersiz Kılınması
Burjuva eğitim sistemi gibi onun tarih anlayışı, hukuk uygulamaları ve dikte ettiği ahlaki değerler de masum değildir. Benim nazarımda burjuvazinin önderlik ettiği, yürürlüğe koyduğu her düşünce, kanun ve uygulama ya karşı devrimcidir ya da kuşkuludur. Bunlardan birisi de 1920’lerden itibaren etkili olan “devrimler” dizisidir. Bu hafta 1Kasım 1928’de yürürlüğe konulan ve adına da “Harf Devrimi” […]