Haziran etkinlikleri sürüyor. Ülkemizin tarihi, ocak, mart, mayıs, temmuz ayları gibi haziran ayı bakımından da “zengin” tecrübelerle doludur. Önemli kazanımlar ve kayıplar söz konusudur. Başta şiirimizin büyük şairi, komünist ozan Nazım Hikmet’i ayrıca edebiyatımızın temel taşlarından olan Orhan Kemal’i, Kürdistan coğrafyasını dizelere yansıtan Ahmet Arif’i ve Karadeniz’in asi sesi Kazım Koyuncu’yu haziranda kaybettik. Hasan Hüseyin […]
Bedeni ve Benliği Kırlara Bırakmak
Sabahattin Ali, bir şiirinde “Benim meskenim dağlardır” derken, Kuyucaklı Yusuf adlı romanda ise eserin sonunda sevgilisini kaybeden kahramanın, atını kırlara ve ormanlık dağlara doğru sürdüğü görülür. Biz de geçen pazar günü (19 Haziran 2022), yaklaşık 500 kişiyle birlikte atlarımızı değilse de araçlarımızı kırlara sürdük. Yaşam Ağacı Derneği’nin organize ettiği, çimenler üzerinde, ağaçlar arasında bir piknik etkinliğindeydik. […]
Doğaya Dönmek İlkellik Değildir
Dün yüzlerce kişiyle birlikte kendimizi Kemerburgaz (İstanbul) ormanlıklarının derinliklerine taşıdık. Kadınlı erkekli, genç yaşlı bir bileşenden oluşan arkadaş grubumuzla birlikte gün boyu halaylara durup türküler söyledik. Bol oksijenli bir ortamda kuşları ve köpekleri de beslediğimiz oldu. Davetli olduğum ortamlarda giderek bir geleneğe dönüşen bir de konuşma programım vardı. Konu olarak Alevilik ve 2 Temmuz 1993’teki […]
Başlangıçta Neden Şiir Vardı?
Geçen hafta şair arkadaşım İsmet Alıcı’nın Sabah Kasidesi adıyla yayınlanan yeni şiir kitabına dair konuşmak üzere bir araya geldik. Konu şiiri de aşarak müzik ve resim alanına, hatta felsefeye ve siyasete dek genişledi. konuşmamıza ilişkin itirazlar ve eleştiriler de yapıldı. Şimdi ben kısaca Alıcı’nın konuşma içeriğinden kısaca söz edip esasen kendi konuşmamın içeriğinden söz etmek […]
Freud, Picasso ve Muzaffer Oruçoğlu
20. yüzyılın başından itibaren sanat dünyasında bir genişleme olduğu genelde kabul görmektedir. ‘Her iki buçuk yıla bir sanat akımı karşılık gelir’ sav sözünde de bu gizlidir. Bu durum çağın sanatçılarını bu arada romancılarını ve ressamlarını da etkilemiştir. Sosyalist-gerçekçi denilen Marksist sanat anlayışları da aynı dönemde temel bulmuştur. Bazı örneklerine Muzaffer Oruçoğlu bağlamında geçen haftaki yazımda/paylaşımımda […]
Herkes Kendi Penceresinden Görür
İlk kuşak filozoflardan birisi olan Gorgias, varlığı inkar eden bir düşünür olarak dikkati çekmişti: varlık felsefesi. Fakat filozof, buna ek olarak iki tez daha ileri sürmüştür. Onun düşünüşüne göre varlık varsa bile bilgisine ulaşmak mümkün değildir: Bilgi felsefesi. Varlığın ya da varolanın bilgisine ulaşmak olanaklı olduğunda da, yani bilgi elde edildiğinde de bunu başkalarına anlatmak […]
Bir Gülüşün Ateşi / Roman
Yasal olanla olmayan, uygar ile ilkel, klan ile modern, normal olan ile norm dışı, doğru ile yanlış arasındaki çatışma yeni değildir, eşitlikçi toplumların sınırlarına dayanır. Yaşamı kuşatan karşıt unsurlar için -uzlaşma içinde- birinin hakiki olduğunu söylemek çoğu zaman zordur. Çünkü sınıf dinamiği devreye girer, karar ve kanaatler buna göre oluşur. Sınıf olgusu bizi siyasetin sularına/denizine […]
Akıl ve Aksiyon Duygusu
İbrahim Kaypakkaya’ya Katkının Adı; AKIL VE AKSİYON DUYGUSU Yaşamdan öğrendiklerimiz ile kitaplardan öğrendiklerimiz arasında önceliği hangisine vermek gerektiği sorusu, temel bir problem olarak karşımızda duruyor. Bu, aynı zamanda teorinin mi yoksa pratiğin mi belirleyici olduğu sorusuyla da paraleldir. Dolayısıyla insanı hayrete düşüren yalnız yaşamın bilgisi olmuyor. Kitabın bilgisi de insanı hayrete düşürebiliyor. Düşünüş veya davranış […]
Pir Sultan Abdal Yaşıyor mu?
Türkiye gibi bir toplumu konu ettiğimizde Kürt gerçeğinden söz ettiğimiz gibi Kızılbaş/Alevi toplumundan da söz etmek zorunlu oluyor. Bu iki toplumu, birçok kişi ve kesimin iddiasında olduğu gibi sadece ulusal ve inançsal hareketler olarak görmek gerçekleri yansıtan bir tutum değildir. Her iki hareketin de ulusal ve inançsal olgulardan daha fazlasını içeriklerine ve taşıdıklarına inanırım. Bu […]
Marksizm ve Proletarya Diktatörlüğü? / Kadir Can Aydemir
Sosyalist Birikim… Marksizmde “Yeni” Yorumlar… (2. Bölüm)- Mehmet Akkaya, Adil Okay, Atilla Güney… Bu kadar “kötü bir dönemde”, yani sömürünün arttığı, kapitalizme bağlı olarak iklim değişikliğinin yaşandığı, haksız savaşların arttığı bir zamanda; savunma durumunu bırakıp mücadeleyi yükseltme dönemine geçme zamanı, geldi de geçiyor bile. Onun için, “teoriye” yönelmeli, ardından “pratiği” arttırmalı! Bana göre teori, Marksist […]