Bana mı öyle geliyor yoksa realite mi öyle bilemiyorum ama dünyada olduğu gibi ülkemizde de her şey tepesinin üstünde (başaşağı) duruyor. Katı olan ne varsa buharlaşıyor. Hiçbir varlık bulunması gereken yerde bulunmuyor, hiçbir insan mesleğinin başında olmadığı gibi hiçbir kurum, doğasına uygun bir pozisyonda, konumda değil. Milletvekili adayı, gözde bir üniversitenin başına geçmekte bir beis […]
Prens, Leviathan ve Bonapartizm
Siyaset bilimi de siyaset felsefesi de siyasal olay ve olguları konu edinir. Bilim ve felsefe disiplini olarak yakın zamanların disiplinleri olsalar da varlıkları düşünce tarihi kadar eskidir. Sınıfların ortaya çıkması, bu disiplinlerin başlatıcısı olmuştur da denilebilir. Siyaset bilimi ve felsefesi ile birlikte anılması gereken bilim dalları içinde siyaset psikolojisini ve siyaset sosyolojisini de unutmamak gerekir. […]
Ev Kadınlığını Sona Erdirin!
(Bütün Mutfakları Yıkın!) Daha evvelki yazılarımda özel mülkiyet, aile ve kadın konusuna ilişkin yazarken konuyu sınıf kategorisiyle, kadın biyolojisiyle, geleneklerle (namus), kadınların devrimdeki rolüyle ilişkilendirmiştim. Şimdi de kadının yine üretim ilişkileri içindeki yeri, toplumsal yaşamdaki pozisyonu, evdeki ve mutfaktaki tutsaklığı, tek/çok eşlilik biçiminde geçirdiği evrimi, ayrıca kadının yüceltilmesi ve ev kadınlığının sona ermesi gibi temaları […]
Münih’te 21 Saat
Perşembe günü Farklı Fikirler Kulübü’nün (FFK) yeni bir toplantısındaydım. Konu sinema sanatı ve özellikle de “Münih’te 21 Saat” adlı filmin değerlendirilmesiydi. Grupta meslekten sinemacılar olmayınca sunumu yapmak, filmi değerlendirmek de bana düştü. Sunumuma pek çok yönden itirazlar da geldi. Tartışma, bir ara kızışır gibi de oldu. Zaten sunumlar farklı fikirler eşliğinde olduğu için karşıtlıklar da […]
Vajinadan Namus İcat Etmek!
Geçen hafta tarihi materyalizm çerçevesinde “Özel Mülkiyet, Aile ve Kadın” başlıklı bir metin paylaşmış ve devam edeceğimi duyurmuştum. Bu hafta ise konuya devlet olgusunu ekleyip Sinoplu Diyojen ve Bedreddin hareketlerini de anarak sürdürmek istiyorum. Marksizm açısından özel mülkiyetle kastedilen kullanım eşyaları değildir, bir bakıma burjuva-feodal özel mülktür. Buna üretim araçları demek daha doğrudur. Bu anlamda […]
Değer Yargılarının Kurulması!
Nietzsche (Niççe) ve Foucault (Fuko) gibi filozoflar çağdaş dönemin en renkli filozofları oldular. Farklı Fikirler Kulübü de bu hafta konuyu Nietzsche ve Foucault olarak belirlemişti. Öneri tarihçi arkadaşımız Erdoğan Durmuş’tan geldi ve konuyu da benim sunmamı önerdi. Tartışma katılımcıların da dahil olması üzerine iki üç saati geçti. Ben sunumumda bilhassa Foucault bağlamında öne çıkardığım birkaç […]
Özel Mülkiyet, Aile ve Kadın
Tarihi Materyalizm Açısından ÖZEL MÜLKİYET, AİLE VE KADIN Marksizmin eşitlikçilik anlayışını özetleyen bir ifade olarak ‘bir tek kişi bile özgür değilse insanlık özgür değildir’ argümanının altını çizmek gerekir. Burada Marksizmin özüne uygun olarak özgürlüğü eşitlik olarak anlamak daha doğrudur. Halihazırda yeryüzü üstünde değil bir kişi, insanlık büyük kitleler halinde özgürlükten yoksun bir biçimde yaşamaktadır. Başta […]
Seyit Rıza: Evladı Kerbela’yız
SEYİT RIZA: EVLAD-I KERBELA’YIZ; (Ayıptır, günahtır, zulümdür.) Seyit Rıza anılıyor, Dersim katliamı lanetleniyor! Pazar akşamı, (17 Kasım 2020) bu anmalardan biri de Kadıköy’de yapıldı. Maske uygulamasına ve sosyal mesafe kurallarına uyarak katıldığım anmadan hareketle bazı tez ve düşüncelerimi dile getirmek niyetindeyim… Pir Seyit’in Seslenişi Elazığ Buydağ Meydanı’nda 83 yıl evvel, bir gece vakti, ciğerleri parçalayan […]
Fikir Kulübü’nde Ütopya Tartışması
Bir yıla yakın bir zamandır on kişiyi aşkın bir arkadaş topluluğu ile haftalık buluşmalarımız oluyor. Kovid-19’un da sınırladığı koşullar gereği buluşmalar dijital ortamda gerçekleşiyor. Dolayısıyla “Zoom grubu” da diyebiliriz. Bu hafta Thomas More’un Ütopya adlı eseri üzerine bir sunum yapıldı. Sunumu mühendis ve şair arkadaşımız Ahmet Kınay yaptı. Her haftakinden biraz uzun süren programda Ütopya […]
Dünyada Ve Ülkemizde Hukuk Manzaraları
Marx ve Engels Bağlamında DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE HUKUK MANZARALARI “Burjuva hukuku bile yok bizim ülkemizde” denilerek bazen feryatlar edilir. Kötü, haksız hukuka karşı haklı, adil, doğru hatta eşitlikçi bir hukukun olduğuna inanılır. Bazen de böyle bir hukukun aslında cumhuriyetin başından beri mevcut olduğu ama kötü yöneticiler tarafından uygulanmadığı ileri sürülür. Cumhuriyetin yeni kurulmakta olduğu yıllarda […]