site logo
  • ANASAYFA
  • FELSEFE
  • POLİTİKA
  • SANAT
  • HAKKINDA
  • KİTAPLAR
  • KONUK
  • ETKİNLİK
Mart 2, 2023  |  By Mehmet Akkaya In Etkinlik, Felsefe, Politika, Sanat

Komünal Toplum ve Kızılbaşlar

444

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ayvalık Şubesi’nin (Balıkesir) çağrısıyla bir araya geldik. Toplantı 4 Şubat 2023 tarihinde derneğin Ayvalık’taki mekanında Din Felsefesi ve Alevi Toplumu başlığıyla yapıldı. Balıkesir’in felsefe tarihi ve ilk filozoflar açısından önemi üzerinde durularak başladığımız toplantıda Vedat Tekten, Mehmet Doğan ve Servet Demir ile birlikte pekçok kişi de söz alarak tartışmaya eşlik etti. Felsefe ve Balıkesir demek, Ege ve İyonya demektir. Su uygarlıkları ve Milet, Efesos gibi kentler demektir. Thales ve Herakleitos demektir. Balıkesir’in Alevi nüfusu bakımından da önemli bir kent olduğunu, kentin üzerine araştırma yapan kişilerden öğrendim. Ne de olsa 15. yüzyılda ortaya çıkan Şeyh Bedreddin ayaklanmasının hinterlandındaki kentlerimizden birisidir Balıkesir.

Toplantıda ülkemizin yakın tarihi açısından iki dinamiğin önemi üzerinde duruldu: Kızılbaş ve Kürt dinamiği. Bunlara kadın dinamiğini ve yeşil hareketini hatta anti kapitalist İslamı da katmak mümkündür. Sorunu bu şekilde saptamak ve ortaya koymak temel çatışmanın emek-sermaye arasında olduğu gerçeğini yadsımak anlamına gelmez. Temel, devrimci toplumsal hareketler ile yeni devrimci, ezilen hareketlerin diyalektiğinden söz ediyorum.

Yeni toplumsal hareketler gibi Kızılbaş ve Kürt hareketi gibi dinamiklerin konjonktürel olarak başat sorun haline gelebildiğini akılda tutmak gerekiyor. Başat sorun ya da Maocu bir jargonla söylenirse “baş çelişki” haline gelen dinamikler, dönemsel olarak temel çelişkinin keskinleşmesinde veyahut da olgunlaşmasında devrimci bir rol de oynayabilirler. Bu yüzden yalnızca temel çelişkiyi görüp her şeyi ondan ibaret saymak gerçekliğe diyalektiğin gözüyle değil, düpedüz tek gözle bakmak anlamına gelir.

Ezilen sınıflarla ezilen topluluklar arasındaki diyalektiği kavramak son derece önemlidir. Ezilen toplulukların, örneğin Alevilerin, sömürüye maruz kalan emekçi sınıflardan daha fazla ezildiklerini saptamak mümkündür. Çünkü Kızılbaş toplumunun büyük bir çoğunluğunun emekçilerden oluştuğunu düşünürsek hem sınıfsal olarak sömürüldüklerini hem de inançsal olarak baskıya maruz kalarak ezildiklerini saptamak zor değildir.

Kızılbaş toplumunun tarihsel süreçte ezilenlere eklemlendiği ve onlarla ittifak içinde, birlik ve dayanışma içinde oldukları da tarihi bir realitedir. Sömürüye ek olarak baskı ve ezilme özelliği açısından Kürtler ve kadınlar da benzer özellikler göstermektedir. Bu yüzden ezilen toplulukların taşıdığı devrimci dinamizmi dikkate almayan hiç bir proletarya hareketi başarıya ulaşamaz.

Aleviliğin kaynaklarını İslam’dan veya herhangi bir başka din veya inançtan başlatmanın gerçekleri yansıtmadığını belirttik. Tarihsel arka planını komünal toplumlara götürürken eşitlikçi bir topluluk olduğuna da bilhassa vurgu yapıldı. Klan ve kandaş toplumlardan “uygar topluma” geçişte bir çok topluluğun bu geçişe direndiğini sosyal tarihten saptamak mümkündür. Yine bir çok dinsel düşüncede, kutsal metinde, felsefi söylemlerde ve filozofların kitaplarında -eski toplumlara ilişkin- eşitlikçi unsurlar tespit etmek olasıdır. Bu eşitlikçi duygu ve düşüncelerin kaynağını eşitlikçi kabile toplumlarında görebiliyoruz. İşte Kızılbaş toplumunun kaynağı da bu eşitlikçi toplumlardır.

Kuşkusuz ki tarihsel süreçte her inanç ve felsefe gibi Aleviler de Sümerlerden Hititlere, Greklerden Türklere ve İslam’a dek pek çok etnik topluluktan, kültürden ve düşünüş tarzından etkilenmiş, onlarla temasta bulunmuştur. Buna rağmen Kızılbaş toplumumun kendinde özgü bir dünya görüşü ve yaşam tarzı olduğu besbellidir. Buna sui generis de diyebiliriz. Camiye gitmez, namaz kılmak, Ramazan’ı tutmaz; cem yapar, deyiş söyler. Can, pir, dede, derviş der; devriyeye inanır, görgü cemi yaparak halk mahkemesi kurar. Haksızlığa, sömürüye, zulme karşı çıkar. Ezilenin (Kerbela kıyımında olduğu gibi) güçlüye karşı zayıfın yanında konumlanır.

Aleviliği klasik bir din gibi ele almak da yanlış olur. Onun, semavi dinlerinde, tek tanrılı dinlerde olduğu gibi Tanrısı, kutsal kitabı veya peygamberi bulunmuyor. Kızılbaşlar için sözlü kültür geleneği vardır. Tanrı ise doğa ve tüm evrende içkindir. Her tür varlık değerlidir Kızılbaşlar için. İnsan ve doğa merkezdir. Kabe de burasıdır. Cennet ve cehennem de bu dünyadadır. Varlık bir bütündür: Vahdeti vücut. Hallaçı Mansur’dan Seyyit Nesimi’ye; Kaygusuz Abdal’dan Pir Sultan’a uzanan çizgide yer alan nice düşün insanı Kızılbaş toplumu için “yol” göstericidir.

Aleviler için “yol” kelimesinin özel bir anlamı vardır. Yol, Alevi toplumunun adeta teorisinin, felsefesinin inanç biçimlerinin sentezini temsil etmektedir. Bu yüzden de Aleviliği yalnızca bir inanç ve ibadet olayı olarak değerlendirmek yanlış olur. İnançsal boyutu olmakla birlikte bir düşünüş ve davranış tarzına atıf yapar. Yanı sıra Alevilik bir kültür, bir felsefe ve kendine özgü bir yaşam tarzıdır. Tüm bu tarzlara ruhunu veren ise komünal toplumdan getirdiği eşitlikçi ve özgürlükçü ruhtur diyebiliriz.

Kendine özgülük felsefi açıdan ele alındığında Aleviliğe içkin felsefelerin de olduğu bir başka nokta olacaktır. Buna göre Aleviliğin doğa felsefesi gibi Aleviliğin ontolojisinden ve epistemolojisinden de söz etmek gerekiyor. Bunu genişleteceğimiz sanırım anlaşılmıştır. Alevilerin eğitim felsefesi, hukuk felsefesi, sanat felsefesi gibi. Bu çalışmalar da Alevi aydın, yazar, araştırmacı ve kanaat önderlerinin çabasını beklemektedir.

Previous StoryDeprem Yalnızca Deprem Değil
Next StoryDiyalektik, Deprem ve Toplum

Son Yazılar

  • Seza Mis Horuz Kimdir?
  • Sokrates’i Savunmak ve Sorgulamak
  • İslam Dünyası ve Filozoflar
  • Sofraların Devrimci Dili
  • Gündelik Yaşamın Tiyatrosu

Arşivler

  • Aralık 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Temmuz 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Nisan 2022
  • Mart 2022
  • Şubat 2022
  • Ocak 2022
  • Aralık 2021
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Temmuz 2021
  • Haziran 2021
  • Mayıs 2021
  • Nisan 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019

Kategoriler

  • Etkinlik
  • Felsefe
  • Genel
  • Hakkında
  • Kitaplar
  • Konuk Yazar
  • Politika
  • Sanat
  • slider
  • Uncategorized

Sayfalar

  • #14 (başlık yok)
  • Biyografi
  • İletişim
  • Sample Page

Sayfalar

  • #14 (başlık yok)
  • Biyografi
  • İletişim
  • Sample Page

Son Yazılar

  • Seza Mis Horuz Kimdir?
  • Sokrates’i Savunmak ve Sorgulamak
  • İslam Dünyası ve Filozoflar
  • Sofraların Devrimci Dili
  • Gündelik Yaşamın Tiyatrosu

Kategoriler

  • Etkinlik
  • Felsefe
  • Genel
  • Hakkında
  • Kitaplar
  • Konuk Yazar
  • Politika
  • Sanat
  • slider
  • Uncategorized

İletişim

e-posta – akkaya44@hotmail.com Telefon - 0544694 5456
Bu site 2019 Tarihinde Mehmet Akkaya Tarafından Yapılmıştır