Felsefenin temel olan ve temel olmayan sorunlarından söz edebiliriz. Temel olmayanlar için konjonktürel ifadesi kullanılabilir. Temel sorunlar ise felsefenin yapısal özelliği gibidir. Her çağ ve dönemde yanıtlanması gereken sorulardır. Varlık felsefesi açısından arkhe (temel) sorunu bunlardan birisidir. Felsefede köken meselesi de denilebilir. Felsefenin hangi koşullarda ve hangi coğrafi ortamlarda ortaya çıktığı da yanıtlanması gereken sorulardan birisidir. Çağımızda ve günümüzde felsefenin başlıca motivasyonu nedir/nelerdir sorusu da yanıtlanmayı bekliyor. Tarihin ve dolayısıyla ilerlemenin motor gücü nedir? Bu soru ancak “Emekçi Sınıflar ve Felsefe” başlıklı bir düşünceyle yanıtlanabilir.
Felsefeyi, diğer düşün ve sanat disiplinlerinden ayıran kavramsal bakışın sunduğu olanaklar nelerdir? Bu çerçevede ilginç bir soru daha: Kavramlarımız bizi nereye götürüyor? Onları yeterince tanıyor muyuz? İdealizm ve materyalizm tartışmas,ı politik teori için ne vadediyor, aktüel siyasette ne işe yarar? Bu türden sorulara yanıt ararken felsefe tarihinde gezintiye çıkmak zorunlu görülüyor. Bu yüzden Sokrates’ten Platon’a; Aristoteles’ten Abelardüs’e, Montaigne’den Descartes ve Spinoza’ya; Kant, Hegel ve Marx’a kadar pek çok filozofa başvurmak zorunlu görünüyor.