Rusya-Ukrayna savaşının arkasında Putin ve Zelenski mi yoksa başka güçler veya başka şahıslar mı var? Savaşın ontolojisi nedir? Savaşın arkhesi kimdir? Bu savaşın arkasında sermaye ilişkilerini, birikmiş emeği değil de Putin ve Zelenski’yi görüyorsanız bence yanılıyorsunuz. Üstelik tüm savaşlar böyledir. Elbette bireylerin önemi ve etkisi de vardır. Fakat bu boyut esas değil ikincildir, talidir.
Yol, su, elektrik hizmeti neden verilir? Bu hizmeti yapmanın motivasyonu, arkesi nedir? Teknolojinin ontolojisini ve epistemolojisini nerede aramak gerekir? Marx ve Marksizm için asıl motivasyon, arkhe, kar, faiz, rant, yani artı değer sömürüsüdür. Ontoloji ve epistemoloji bilmenin yararı, bu mekanizmaları çözmek içindir. Okul, cami, kilise de öyledir. Siz aydınlanasınız, bilinçlenesiniz diye bu kurumlar inşa edilmez. Tabi bu da olur. Elektrik, su, okul… Toplum bunlardan yararlanır. Ama bu sonuçtur. Neden değildir.
Burjuvazinin yapıp ettiklerinden halk yararlandığı için burjuvazi, insanlığa faydalı bir sınıf değildir. Burjuvazi, doğası gereği demokratik, devrimci bir rol oynayamaz. Karşı devrimci bir rol oynar. Bu süreçler anlaşıldığı takdirde karmaşık ve derin soyutlamalarmış gibi görünen ontoloji ve epistemoloji de açıklığa kavuşmuş olur. Konuya ilişkin daha fazla açıklama bekleyenleri Yol TV’de ekrana gelen Filozofun Merceği adlı programa beklerim.
Varlık ve Düşünce/Gerçek ve Doğru-Bilgi
Gerçek olan ve onun bilgisi ayrımını yapmak gerekiyor. Bilgi, varlığı yansıtan doğru önermeye denilir. Varlık dediğimiz ise gerçek denilen olgu ve olaylardır. Biz gerçekleri biliyoruz, söylüyoruz diyemeyiz. İnsan, ancak doğruları bilir, söyler. Yani gerçek olan betimlenir, gösterilir, işaret edilir, tasvir edilir.
Bilginin doğruluk örgütleri için altı ve daha fazla kriter söylenir: Uygunluk kuramı, tutarlılık kuramı, tümellik kuramı, apaçıklık kuramı, yararcılık kuramı. Sezgicilik kuramı… Bilgi incelemesi öncelikle mantıklı bir önermeyi gerektirir. Cümle saçma olmaması gerekir. Misal, Ankara’yı beş yıl büyüdüm veya Ankara’da yarın doğdum. Bunlar mantık dışı cümlelerdir. Oysa şu an yağmur yağıyor veya cisimler yere düşer dediğimde mantıklı bir önerme söylemiş olurum. Bunu test edebilirim. Buna inanıyorum ama doğrulanması lazım. Yağmur yağıyorsa ve cisim yere düşmüşse inancım doğrudur. Değilse inancım yanlıştır. Dolayısıyla bilgi, doğrulanmış inançtır. Doğrulanmış inanç ilkesine evidentializm denilmektedir.
Doğrulanmış inancın ilk kriteri uygunluk kuramıdır. Buna corespondenc ilkesi de denilmektedir. Uygunlukta, nesnedeki özellik nesneye yüklenir. Söylenen, dışarıdaki duruma uygunsa burada doğru bilgi vardır. Bu ilke Platon ve Aristoteles zamanında ortaya konulmuş, daha çok empirizm geleneğine tekabül etmektedir. Tutarlılık kuramı, doğruluğun ölçüsünü önermenin, diğer önermelerle tutarlı olmasında arar. Cisimler yere düşer denildiğinde yalnızca bir kaç cismin düşmesi yetmez. Bu daha çok rasyonalizm yanlısı epistemolojilerde geçerlidir.
Tümel geçerlilik ilkesi ise doğruluk kriterlerini öznelerin çoğunluğunda arar. Özneler arası geçerlilik kuramı da deniliyor. Apaçıklık ilkesi de önemlidir. Descartes akla gelir. Bilgi hem açık hem seçik olacaktır. Kapalı, bulanık (opaque) olmamalı. Şeffaf (transparent) olmalıdır. Sezgiler de önemli bir doğruluk kriteri olarak bilinir. Zihnin yeteneğiyle bilme anlamına gelir. Bilgide yarar ilkesi ise önermenin doğruluğunu, faydasında buluyor. Bir fikir yararlıysa doğru, değilse yanlıştır. Amerikan felsefeleri günümüzde dikkat çeker.
Beş Tür Epistemoloji
Ontoloji için yapılan ayrıştırmalar epistemoloji için de geçerlidir. Septikler ve dogmatikler ayrımı buna ilk örnektir. (1) Septikler, doğru bilginin mümkün olmadığını söylerler. Dogmatizm ise kendini üç ana akım olarak gösterir: (2) Rasyonalizm (nesnel idealizm), (3) empirizm (öznel idealizm) ve (4) rasyonel ve empirizmin sentezi, transantalizm (Kant). Buna göre Kant’a idealist denilebilir mi? Fenomen vardır ve biliriz diyor. Ben değil Berkeley idealisttir diyor. (5) Diyalektik materyalizm ise bilgiyi emek süreçleriyle ve değişme dinamiği içinde inceler. Bu noktada, felsefenin idealist ve materyalist olarak ayrıldığını ileri sürmek de sorunlu ve hatalı görünüyor. Çünkü böyle bir argüman, nihilizmi, septisizmi, tarihsel materyalizmi ve diyalektik materyalizmi görmezden geliyor.
Thales ve Platon
Varlığı da bilgiyi de temellendirmek kolay değil. Parmenides, varlık vardır demişti, Thales, bunun su olduğunu ileri sürmüştü. İyi de su’yun doğası nedir? Neden var olmuştur? Sonu gelmez sorular. Platon, bunların kaynağında idealar evrenini görüyor. Nasıl ki “varlık nasıl var olmuştur?” sorusu deney ve akıl ile temellendirilemediği için Platon, idealar öğretisini icat ediyorsa, aynı bunun gibi bilginin kaynağını ortaya koyamadığı için idealar (doğuştan bilgi) dünyasını işaret ediyor. Çünkü aradığınızın ne olduğunu biliyorsanız aramazsınız, bilmiyorsanız da bulduğunuzda onun, aradığınız şey olduğunu bilemezsiniz (Menon diyaloğu).
Platon, böylece bir çok çıkmazdan kurtuluyor. Misal, bilgi nesnesini bildiğini söyleyen biri deney ve aklı kullandığını söyler. Oysa bunlar yetersizdir, insanı yanıltır. Hem bunların, geçerli bir kriter olduğunu kim söylüyor? Üçüncü sorun da, Memon’da olduğu gibi bilginin doğru olduğunu nereden bileceksiniz?
Marksizm ve Töz
Marx ve Engels, özel olarak ontoloji veya epistemoloji kitabı yazmadılar. Yine de onların, varlık, dünya, evren, doğa, bilgi, bilinç alanında yazdıkları, varlık felsefesi ve bilgi felsefesinde bize bir fikir verirler. Örneğin birisi benim yaptığım felsefe programlarını bir defa bile izlese, bilgi, varlık, siyaset, sanat, bilim anlayışımı saptayabilir. Ben de, birisini dinlediğimde benzer sonuçlar çıkartırım.
Töz iki türlüdür diye anlatılır çocuklara. Bu doğru değil. Demin de söylediğim gibi inkarcılar, maddi tözler, soyut tözler, ikisi birlikte var olur diyen felsefeler var. Ayrıca tarihsel materyalizm var. Maddi tözler vardır. Bunlar, fizikseldir. Atomcular, doğacılar, Thales, Demokritos, Hobbes, Marx vs. bunlardandır. Sonra soyut tözler vardır. İdeacılar, kavramcılar, Tanrıcılar, Platon… Augustinus… Anselmus, Farabi, Gazzali, Leibniz, Hegel vb. İkisinin birlikte var olduğunu savunanları unutmamak gerekiyor: Herakleitos, Descartes, Sipinoza, Kant. Tarihsel materyalizm ise maddeyi ve artı değeri töz olarak görüyor. K. Marx, en iyi örnektir.